Sayfalar

31 Ağustos 2013 Cumartesi

Mim - Gökkuşağı

Merhabalar..

Günün ikinci mimi ile devam ediyoruz =) Sevgili Mine Canan beni mimlemiş. Konumuz ise gökkuşağı. Gökkuşağının renklerine göre elimizdeki ürünleri grupladığımız bir mim olacak bu. Ben de tüm ürünlerimi döktüm önüme ve işte benim gökkuşağım =))

KIRMIZI



TURUNCU



SARI

YEŞİL


MAVİ


MOR


İşte benim gökkuşağım böyleydi..Bu keyifli mim için Mine Canan'a çok teşekkür ederim. Ben de yapmak isteyen herkesi mimliyorum =)

Sevgilerimle..

Mim - Hakkımda Sorular

Merhabalar..

Çok sevdiğim arkadaşlarım Yasemin ve Alice beni mimlemişler. Sorular çok keyifli. Bu yüzden vakit kaybetmeden hemen yapmak istedim =)

1) Hayatınızda mucize olarak nitelendirdiğiniz bir olay yaşadınız mı?

Genel olarak çok şaşırdığım ve mucize olarak nitelendirebileceğim bir olay yaşamadım.

2) Almayı düşünüp de alamadığınız ne var?

En kısa vadede odam için bir koltuk arayışındayım ve bir türlü aradığımı bulamadım.


3) Kıyafet konusunda takıntılarınız var mı?

Olmaz mı =) Bir kere pantolon fln alıyorsam kesinlikle beli oturmayacak illaki bir boşluk payı kalacak bu yüzden şimdilik beli lastikli olanları tercih ediyorum. Bunun dışında mutlaka üzerime yelek, hırka vs giymem gerekiyor ki kocaman göbeğimi bir nebze olsun saklasın =)

4) Nefret ettiğiniz huylar ve insanlar?

Her şeyi çok bildiğini sanan insanları sevmiyorum. Bir de sürekli olarak yargılayan, hesap sorar tavırda olan, iki yüzlü insanlardan gerçekten nefret ediyorum.

5) Sizi en net tanımlayan kelime?

Bilemedim =) Ben de Alice gibi yapıp tam bir Boğayım diyebilirim =)

6) Hayata yeniden gelme şansınız olsaydı hangi ülkede doğardınız?

Ülkemi çok seviyorum. Bu yüzden yine Türkiye'de doğardım =)

7)  Tek başına bir insan keyiflenmek için ne yapabilir?

Güzel bir kahve eşliğinde kitap okuyabilir ya da film izleyebilir. Ben genelde öyle yapıyorum ve gayet keyifli oluyor =)

8) Nikah masasında evleneceğiniz kişiden '' Hayır!!!'' cevabını alırsanız ne yaparsınız?

İlginç bir soru olmuş.. Eğer evlenmeyi istemiyorsa o noktaya gelinmez sanırım. Ama oldu diyelim. Hiç bir şey yapmam. Kalkar giderim masadan =)

9) İnsan kaderini mi yaşar, kaderini mi yazar?

Buna yüzde elli diyebilirim. Bazı seçimler vardır geleceğimizi etkileyen. Bunlar söz konusu olduğunda elbette insan kaderini kendisi yazar. Bir de elimizde olmayan şeyler var, ölüm gibi, doğum gibi mesela bunlar ise kaderdir.

10) Aklınıza gelen ilk İngilizce kelime?

Pronunciation. En çok sıkıntı yaşadığım kelime. Yazılışını öğrenene kadar canım çıkmıştı =)

11) İnternette sahip olduğun ilk nickname?

Karmen. Koyukırmızı'nın bir başka versiyonu, parlak, kırmızı renk demek =)

Sorularımız bu kadardı =)
Bu keyifli mim için Yasemin'e ve Alice'e çok teşekkür ediyorum =)
Kimlerin yaptığını bilmediğim için de yapmak isteyen herkesi mimliyorum =)

Sevgilerimle..

Gelecek Yazı: Gökkuşağı Mimi

30 Ağustos 2013 Cuma

The Balm Instain Allıklar

Merhabalar..


The Balm ürünlerine olan aşkım artık herkeslerce malum. Elimde olsam tüm standı evime taşıyacağım derken gayet ciddiydim ki, Gratis'in sık sık yaptığı indirimler sayesinde yavaş yavaş taşıyorum da denebilir bir nevi =)



Artık hepimizin bildiği gibi The Balm'ın yeni çıkan Instain allıklarının dördü ülkemizde de satışa çıktı ve üzerine bir de indirim olunca koşa koşa gidip aldım =)



The Balm'ı sevmemde kalitelerinin yanı sıra en büyük etken ambalajlarının tatlılığı. Instain allıkların karton ambalajları da yine oldukça güzel ve aynalı olmaları da, kullanım açısından oldukça pratik. Çantada taşımaya oldukça uygun bir ambalaja sahipler.


Allıklar pudra yapıda ve pigmentasyonları oldukça yüksek. Bir miktar tozutma yapabiliyorlar. Bu yüzden uygularken elinizi hafif tutmanızda fayda var. Aksi halde yüzünüzde kalıp gibi duruyorlar ve fırçayla dağıtmak pek mümkün olmuyor. Ben uygularken seyrek kıllı ya da duo fiber tarzı fırçaları tercih ediyorum.

Kalıcılıkları oldukça güzel. Akşama kadar renklerinde birazcık azalma olsa da, benim için günü geçirmeye yetiyor. Tekrardan tazeleme ihtiyacı hissetmiyorum.

Genel olarak renklerine bakalım ve sonrasında teker teker inceleyelim =)


 İlk olarak Houndstooth'la başlayalım;

Houndstooth

 The Balm'ın Mauve - leylak rengi olarak tanımladığı bu allık seride en çok tozutan allık. Elinizi hafif tuttuğunuzda çok hafif, tatlı bir pembelik veriyor cilde. İçinde çok minik ışıltılar var ama cilde uygulandığında parlamayan, mat yapıda bir görüntü oluşuyor. 


Houndstooth

Gelelim Pinstripe rengine;

Pinstripe

Pinstripe de The Balm tarafından plum - erik rengi olarak tanımlanmış, mor-mürdüm tonlarında, çok hafif ışıltısı olan bir allık. Serideki en koyu ve dolayısıyla en zor renk bu. Çoğu yerde Nars'ın Sin allığına dupe olarak gösterilmiş fakat Sin elimde olmadığı için ben karşılaştırmasını yapamıyorum. Bu tonlarda allığım yok. Bu yüzden denemek için almıştım ve sonbahara çok uygun bir renk olacağını düşünüyorum.

Pinstripe

Swiss Dot;

Swiss Dot

Genelde allık seçerken elim hep bu tonlarına gittiği için, Swiss Dot benim bu seride en sevdiğim renk. Şeftali rengi olarak tanımlanmış canlı bir turuncu. Bu allık da yine kendisinden ışıltılı, cildi oldukça sağlıklı gösteren, pigmentasyonu yoğun ve tozutma konusunda Houndstooth'la yarışacak ölçüde olduğu için çok dikkatli kullanmak gerekiyor. Özellikle bronz tene çok yakışacak bir allık olduğunu düşünüyorum.

Swiss Dot

Toile;

Toile

Toile da strawberry-çilek rengi olarak tanımlanmış, pembe alt tonlu bir şeftali rengi. Hafif sedefli bir yapısı var ve seride ciltteki görüntüsü en doğal olan renk. Ciltte bıraktığı sağlıklı görüntüyü ben çok sevdim.

Toile

İçeriği;



Biraz tozutması ve gereğinden fazla olan pigmentasyonuna rağmen ben Instain allıkları çok sevdim. Ciltte duruşları, renkleri, sevimli ambalajları ile sık sık kullanacağım allıklarım arasında yerlerini aldılar. 

Allıkların her biri 5,5gr ve fiyatları 27 tl. Gratis'in sık sık indirime girdiği göz önüne alınınca elbette indirimi beklemekte fayda var. 

Sevgilerimle..

Gelecek Yazı: Mim - Hakkımda Sorular

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN..



MİNNETTARIZ!

29 Ağustos 2013 Perşembe

Loreal Üç Etkili Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu

Merhabalar..


Loreal'in yeni çıkan üç etkili kusursuz makyaj temizleme suyunu son zamanlarda her yerde sık sık görüyoruz. Bloglarda reklam içermeyen yorumlarda da iyi olarak bahsedildiğini okuyunca, elimde oldukça fazla Bioderma stoğum olmasına rağmen deneme isteğime karşı koyamayıp aldım =)


Aldığım günden beri makyajımı bu temizleyiciyi kullanarak temizliyorum ve artık yorumlama vakti gelmiştir diye düşünüyorum.

Öncelikle ürünün vaadettiklerine bakalım;


Ürün  kuru ve hassas ciltler için üretilmiş bir ürün. Benim kuru cildimde hafif bir gerginlik hissi yaratsa da, yine de rahatsız edecek ölçüde bir kuruluk yaratmadı.

Cilt makyajını temizlemede oldukça başarılı. Ben cilt makyajımı temizlerken Benri'nin kare pamuklarını kullanıyorum. Bu boyutta bir pamukla iki kat geçtiğimde cildim tertemiz oluyor. Fakat göz makyajını çıkarma konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim malesef. Özellikle de rimeli temizlemede oldukça başarısız bir ürün.


Makyajımı ilk temizlediğimde, cildim kıpkırmızı oluyor ama öyle kalıcı bir kırmızılık değil. 2-3dk sonra normal haline dönüyor. Cildimde ekstradan bir canlılık, parlaklık vs yaratmadı.

Kullandıktan sonra çok az bir yapış yapış his bırakıyor ama yine de çok rahatsız edici bir etki bırakmıyor. Ben de cilt makyajımı temizledikten sonra, yıkamadan rahat edemeyenlerden olduğum için, buna çok da önem vermiyorum açıkçası.


Ürün Bioderma Sensibio H2O'yla sık sık karşılaştırılıyor. Ben de kullanırken elimde olmadan ikisini kıyasladım. Bence Bioderma'nın ciltte bıraktığı temizlik hissi daha belirgin. Bir de Bioderma kullanırken cildimde kızarıklık problemi yaşamadım. Burada tekrar belirtmek gerekiyor ki, Loreal de kızarıklık konusunda ciddi bir sorun yaşatmadı bana.

İki ürün de cilt makyajını temizlemede aynı ölçüde başarılı ve yine göz makyajı temizlemede başarısız. Belki göz makyajı konusunda Bioderma bir tık daha önde diyebilirim.

Kısacası aşağı yukarı aynı özelliklerde olan bu ürünler arasında tercih yapmam gerekirse eğer ben Bioderma ile devam edeceğimi düşünüyorum. Bunun tek sebebi Bioderma'nın devasa olan boyutu. Yoksa ikisinin de makyaj temizleme özelliği aşağı yukarı aynı. Bu tarz temizleyicileri bol bol kullandığım için çarçabuk bitiyor. Loreal'i 1 haftadır kullanıyorum ve yarıya indirmiş durumdayım. Sürekli de bitti, alayım şeklinde uğraşamayacağım için Bioderma ile devam edeceğim.

İkisi de fiyat-boyut olarak değerlendirildiğinde fiyatları aşağı  yukarı aynı. Loreal 200ml. 16tl. Bioderma Sensibio H2O 1000ml 60tl civarı.

İçeriği;


Sevgilerimle..


28 Ağustos 2013 Çarşamba

Loreal Göz ve Dudak Makyaj Temizleyicisi

Merhabalar..


Günlük makyajımda waterproof ürünleri çok tercih etmesem de, göz makyajımı temizlerken waterproof ürünlere yönelik üretilen çift fazlı temizleyiciler her zaman ilk tercihim oluyor.


Daha önce Sephora'nın ve Diadermine'in çift fazlı makyaj temizleyicilerini kullanmıştım. Her ikisi de şu an elimde bulunmasına rağmen, makyajımı temizlerken elim sürekli yazımızın konusu olan Loreal'in göz ve dudak makyaj temizleyicisine gidiyor.

Ürünü ilk denediğim gün hayran kalmıştım ve sonrasında da severek kullanmaya devam ettim. 
Benim gözlerim oldukça hassas ve aslına bakarsanız göz doktorum tarafından, makyaj yapmam pek önerilmiyor. Eyeliner çekerken bile yaşaran gözlere sahibim. Bu yüzden gözlerimde kullandığım ürünlerin hassasiyet yaratmaması benim için çok önemli.

Bu ürün de özellikle hassas gözlere uygun olarak üretilmiş bir ürün ve kullandığımda gözlerimde yanma, bulanma vs hiçbir şey yaşamadım.

Ben genelde göz makyaj temizleyicisini kullandıktan sonra bir de Bioderma tarzı bir ürünle üzerinden geçiyorum ki bıraktığı yağlı hissi alsın diye. Bu ürün de gözlerimde yağlı bir his bıraktı ve ardından tekrardan Bioderma'yla geçme ihtiyacı hissettim. 

Diğer makyaj temizleyicilerinde, Bioderma ile üzerinden geçtikten sonra oldukça yoğun bir rimel kalıntısı görürdüm fakat bu ürün diğerlerine oranla kirpiklerimi de oldukça iyi temizliyor diyebilirim. Ayrıca makyajımı silmek için çok uğraşmam gerekmediğinden kirpiklerime de bir zarar vermedi.

Dudak makyajını temizlemeye gelince de, sırf deneme amaçlı Russian red rujumu temizlemek için kullandığımda bir miktar dağıtma yaptı ama ikinci kez üzerinden geçtiğimde tertemiz bir görüntü elde ettim diyebilirim. Gerçi göz makyajımı sileceğim vakitlere kadar dudağımda ilk sürdüğüm yoğunlukta kalan bir rujla hiç tanışmadığım için dudak temizlemedeki başarısı benim için çok da önemli değil.

İçeriği;



Kısaca özetlemek gerekirse başarılı bulduğum ve severek kullandığım bir ürün. Eğer bu tarz bir ürün arıyorsanız Loreal'e de bir şans vermenizi öneririm. 
Son olarak, ürün 125ml. ve fiyatını tam olarak hatırlayamamakla birlikte internette birazcık araştırmayla 10-15tl arası olduğunu söyleyebilirim.

Sevgilerimle..

Gelecek Yazı: Loreal Üç Etkili Makyaj Temizleme Suyu

27 Ağustos 2013 Salı

Urban Decay Naked Basics Palet

Merhabalar..


Urban Decay'le ilk olarak Naked 2 paleti sayesinde tanışıp, farlarının yapılarını çok sevmiştim. Bu yüzden Sephora sınırlı sayıda Naked Basics paleti satışa sununca, koşarak gidip aldım.



Günlük makyajımda özellikle doğal tonları tercih ettiğim için, bu palet oldukça kullanışlı olacaktır diye düşünmüştüm. Ambalajı oldukça sağlam ve boyutu da makyaj çantasına sığabilecek ölçüde olduğu için almakta çok tereddüt etmedim açıkçası.


Palette ışıltılı olan tek far en baştaki Venus rengi. Bunun dışındaki renklerin hepsi mat.


Paletteki renkler hem günlük kullanım için uygun, hem de rahatlıkla gece makyajı için de kullanılabilinecek renkler. 

Yine de palet ihtiyacım olan tüm farları içeriyor diyemeyeceğim çünkü koyu tonda bir kahvenin bulunmaması bence bir eksiklik. Paletteki en koyu kahverengi olan Faint'in rengi bana biraz açık geldi.



Bu paletteki farların yapılarını ve kalıcılıklarını çok sevdim. Özellikle de makyajımı hafif tutmak istediğim günlerde elim sık sık elim bu palete gidiyor diyebilirim.

Hem günlük makyaja, hem de gece makyajına alternatif olması için her iki tarzdaki makyajımı fotoğrafladım.

İlk olarak günlük makyaja bakalım;



Daha koyu tonlardaki gece makyajım ise;



Sephora bu ürünü sınırlı sayıda getirttiği için şu an mağazalarında bulabileceğinizi düşünmesem de gittigidiyor tarzı sitelerden palete ulaşabilirsiniz. Ben ürünü Sephora'dan 72tl'ye almıştım.

Sevgilerimle..

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Diyet Kontrolüm - 26.08.2013

Merhabalar..


Dünkü yazımda bütün hafta neler yedim paylaşmıştım. Bugün de diyetisyen kontrolüm vardı. Sonucu merak ederek gittim ve tartıdaki kilom 100.1 kg olarak çıktı. Hafta boyunca toplamda 800gr. vermişim. Açıkçası sonuca biraz üzülmekle birlikte şaşırmadığımı da söyleyebilirim. 


Bir kere tüm hafta boyunca inanılmaz hareketsizdim. Okulun bitmesiyle birlikte, üzerime ölü toprağı serilmiş gibi derler ya aynen modum oydu. Öyle ki tüm hafta boyunca evden dışarı adım atmadım. Yedim, içtim ve yattım. Spora başlamam gerektiğinin farkında olsam da, öyle bir üşengeçlik var ki üzerimde, bir türlü başlayamadım..

Bir de geçen hafta verilen 2,8 kg var tabi. Genelde 1 haftada o kadar kilo verilince, bir sonraki hafta ister istemez verilen kilo da düşüyor. 

Şu an için en büyük isteğim, aldığım bütün kilolardan kurtulup, diyetime kaldığım yerden devam edebilmek. 3 basamaklı sayılar yakamı bırakmıyor bir türlü ve ben tartıda o rakamları gördükçe kendime çok kızıyorum.. Bir daha görüşmemek üzere vedalaşmıştım çünkü kendileriyle..

Umuyorum ki haftaya daha iyi sonuçlarla görüşebiliriz. Ben diyetime harfiyen uymaya devam edeceğim ve bir an önce spora başlamaya gayret edeceğim =)

Sevgilerimle..

Gelecek Yazı: Urban Decay Naked Basics

25 Ağustos 2013 Pazar

Diyette 1 Hafta --> 19-25 Ağustos 2013

Merhabalar..

Diyete başladığımdan beri her öğünümü Instagram'da paylaşmaya devam ediyorum. Geçen hafta yaptığım toplu yazıya olumlu geri dönüşler aldığım için, bu hafta da yediklerimi sizinle topluca paylaşmak istedim =)

Tüm hafta yediklerime geçmeden önce belirtmek istediğim bazı şeyler var. 
Biliyorsunuz ki önceden neler yediğimden, neler yaptığımdan çok bahsetmiyor, sadece haftalık diyet kontrollerimi yazıp, geçiyordum. Diyet yazılarımı okuyan ve sessizliğini koruyan çok kişi olduğunu diyet yazılarına ara verdiğim dönemde farkettim. O kadar çok kişi diyetimi ve yazıları neden yazmadığımı sordu ki şaşırdım açıkçası. Bu yüzden madem bu kadar takip edilen bir konu bu, bu yüzden biraz daha detaylandırayım istedim..


Biliyorsunuz, bir diyetisyene danışarak, bir diyet listesine uygun beslenerek yaptığım bir diyetim var. Bunun dışında şok diyetler, zayıflama ilaçları ya da içecekleri, ömrüm boyunca başvurmadığım yöntemlerdi. Ben hep diyetisyenimin bana verdiği listeye uygun beslenerek diyet yapmaya gayret ettim..

Ben hafta boyunca listeme dört dörtlük uydum, yememem ya da içmemem gereken hiçbir şeyi yemedim içmedim demiyorum. Sonuçta ben insanım ve o an canım yememem gereken bir şeyi yemek istediğinde, kendime engel olamayabiliyorum.

Spor mesela.. Elbette diyet sporsuz olmaz çünkü uzun vadede ciddi anlamda deformasyona sebep olur vücutta. Sarkmalar, çatlaklar vs.. Ama öyle yoğun bir dönemden çıktım ki, açıkçası bırakın spor yapmayı, mecbur olmadıkça evden dışarı adım atmak gelmiyor içimden. Yeyip, içip yatıyorum sadece. Yaptığım bu. Elbette yarınki kontrolde bu hareketsizliğim tartıya yansıyacaktır ama bir sonraki hafta bunu bir şekilde telafi edebilirim diye düşünüyorum.

Son olarak diyetimle ilgili merak edilen iki şeye de değinip yediklerime geçeceğim =) 
Hafta boyu instagramda bana en çok sorulan iki soru, ekmek ve kola idi. Öyle ki, diyetisyenime gittiğimde bu iki konuyu tekrar sormak istedim. 

Ben ekmek olarak daha çok beyaz ekmek tüketiyorum. Bunun en önemli sebebi şu an bulunduğum yerde malesef beyaz ekmekten başka ekmeğe ulaşamamam. Arada ben ya da annem kepekli, çavdarlı vs.. ekmekler alsakta en kolay ulaşabildiğim ekmek, beyaz ekmek. Kaldı ki beyaz ekmekle diğer ekmekler arasında sadece 3-4 kalori fark var. Sadece beyaz ekmek kan şekerini bir anda yükseltip, bir anda düşürdüğü için çabuk acıkmamıza sebep oluyor, diğerleri daha uzun süre tok hissetmemizi sağlıyor.

Kolaya gelince de, elbette ben de biliyorum ki kola sağlıksız bir içecek. Yine biliyorum ki tüketilmemeli.. Fakat seviyorum. Şu ara diyete başladığımdan beri sevdiğim bir çok yiyecekten uzak kaldığım ve porsiyonlarımı küçültmeye alışmaya çalıştığım dönemde, elbette light ya da zero olarak tükettiğim koladan aldığım keyfe ve kolanın verdiği şişkinlik hissine ihtiyaç duyuyorum. Diyetisyenim de sağlık açısından önermemekle birlikte, içmediğim takdirde mutsuz olacağımı, diyetten soğuyacağımı düşündüğü için ve yasakların insana ne kadar cazip geldiğini bildiği için, içmemde bir sıkıntı olmadığını söylüyor.

Diyet yapamamamızın en büyük sebebi de yasaklar değil mi zaten.. Ben 24 kiloyu bu şekilde beslenerek verdiğime göre ve hala diyetime azimle ve inançla devam ettiğime göre bence bir sorun yok diyorum ve bu upuzun girişten sonra hemen hafta boyu neler yemişim onlara geçiyorum =))

PAZARTESİ


Pazartesi sabah kahvaltımı yaptıktan sonra  diyetisyene gittiğim için o aradaki ara öğünümü kaçırdım. Gece de inanılmaz bir şişlik hissettiğim için bir şeyler yemeyi canım hiç istemedi ve yemedim ama ne olursa olsun yemek gerekiyor tabiki =)

SALI

Salı günü de farklı bir koşuşturmam vardı ve ara öğünlerden ilki yine kaçtı. Kahvaltımla, öğle yemeğimin arası çok olmadığı için çok uzun süre aç kalmamış olmak yine bir nebze olsun içimi rahatlatıyor olsa da yine de güzel bir gün geçirdiğimi söyleyemem :(

ÇARŞAMBA

Çarşamba diyet açısından gayet güzel bir gündü. Son ara öğünüm olan gece ara öğünümde tüketmem gereken meyvemi de, öğle yemeğimden sonra çok acıktığım için öğleden sonraki ara öğünüme aldım =)

PERŞEMBE


10 günlük metabolizmayı diyete hazırlama dönemimin bittiği gün olan Perşembe günü nihayet değişim yapma, tatlı ve çikolata yasağım da kalktı ve hemencecik gece ara öğünümde çikolatamı yedim. Gönül rahatlığıyla yiyebilmek apayrı bir şey =)

CUMA

Günlerdir misafirlerden ve dolayısıyla pastalardan, böreklerden geçilmeyen evimizde bir şekilde yiyeceklerimi tepsiyle odaya taşıyarak kendimi tutmaya çalışmış olsam da Cuma günü kendime engel olamayıp, 1 dilim su böreği yedim. E 1 haftada olur o kadar deyip kendimi teselli etmeye çalışsam da şu an resmini görünce tekrardan pişmanlık hissettiğimi söylemeden geçemeyeceğim :(

CUMARTESİ


Yine diyet açısından oldukça güzel bir gündü =)

PAZAR


Bunlar da bugün, gün içinde yediklerim. Elbette gün devam ediyor ve yiyeceklerim bu kadar değil. Akşam yemeğim ve 2 ara öğünüm daha var ama ben bu yazı geç vakte kalmasın istediğim için şimdilik bu kadarını paylaşabiliyorum. Devamını Instagram'da paylaşmaya devam edeceğim =)

Eveet işte benim diyette 1 haftam  böyle geçti. Yarın diyet kontrolüm var ve geçen 1 hafta sonunda ne kadar incelmişim hep birlikte öğreneceğiz =)

Eğer beni instagramdan da takip etmek isterseniz buraya tıklamanız ya da ''koyukirmizi'' olarak aratmanız yeterli =)

Sevgilerimle..


24 Ağustos 2013 Cumartesi

MAC Russian Red Ruj ve Cherry Dudak Kalemi

Merhabalar..

Artık kırmızı ruj konusunda birinciliğini ilan etmiş ve herkes tarafından kırmızıların sultanı olarak kabul edilmiş olan Mac'in Russian Red rujunu, ben de, bir kırmızı aşığı olarak, yazmadan geçmek istemedim açıkçası =)

Mac Cherry Dudak Kalemi


Aslında küçük ve ince dudaklara sahip olduğum için, koyu renkli rujlardan olabildiğince uzak durmam gerekiyor diye düşünsem de, koyu ve belirgin renkleri çok sevdiğim için, bir türlü kullanmaktan vazgeçemiyorum. Mac'in Russian red rujunun da böylesine övülmesi, bu ruja sahip olma isteğimi kat kat arttırdı. Ayrıntılara geçmeden peşinen söylemem gerekirse eğer, bence Russian Red her bayanın makyaj koleksiyonunda olması gereken, mavi alt tonlu, muhteşem kırmızı renkte bir ruj.


Kırmızı renkli rujlarda yaşanan en büyük sıkıntı dudağa uygularken yaşanan zorluk bence.  Bu ruju sürerken de elbette taşırmamak ve daha rahat uygulayabilmek için dikkatli davranmak ve hatta mümkünse bir fırça kullanmak çok daha mantıklı. Mat yapılı bir ruj olduğu için sürümü birazcık zor, benim kuru dudaklarımı da bir miktar kurutabiliyor ancak uygulama öncesi bir lip balm uygulayarak, bu sorunu tamamen ortadan kaldırmak mümkün. 




Yine kırmızı ya da koyu renkli rujlarda bir çerçeve belirlemek ve daha düzgün görünmesini sağlayabilmek için bir dudak kalemi kullanmak her zaman daha faydalı. Benim bu konudaki seçimim yine Mac'in Cherry dudak kalemi oldu ki Russian Red'le kombinasyonu, renk uyumu muhteşem.

Mac Cherry Dudak Kalemi


Dudaktaki görünümü;




Mac Cherry Dudak Kalemi

Mac'in çoğu rujunda olduğu gibi Russian Red'in kalıcılığı da çok iyi. Ne yerseniz yeyin, ne içerseniz için saatlerce dudaklarınızdan çıkmıyor. Şimdiye kadar kullandığım en kalıcı kırmızı ruj olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 

Yazının başında da belirttiğim gibi çok severek kullandığım, rengine hayran kaldığım ve her bayanın makyaj koleksiyonunda bulunması gerektiğini düşündüğüm bu ruju, iç rahatlığıyla herkese tavsiye ediyorum. Russian Red fiyatının hakkını veren muhteşem bir ruj bence.

Son olarak Russian Red ruju (50 tl) ve Cherry dudak kaleminini (35 tl) Mac'in online satış sitesinden ya da Mac mağazalarından satın alabilirsiniz.

Sevgilerimle..

Gelecek Yazı: Diyette 1 Hafta --> 19-25 Ağustos 2013